“Gerçek bir keyfin tadını çıkarmak için,

baharın ilk günü gelip nehrin tam ortasında bulunan köşkte oturulmalıdır.”

Ferté-Meun Kontesi 1816 yılında, tarihçilere göre İstanbulu ziyaret ettiğinde Kağıthanedeki Çadır Köşkünü gördüğünde söyler…

Gerçek bir keyif…

Aslında Kış Bahçeleri diye tabir ettiğimiz kavram tam da buna hizmet için oluşmuş bir kavram bana göre… Kışın ortasında bahçe keyfi için, dışarıda yaşatamadığınız bitkinizi büyüttüğünüz, her mevsim bahar olsun diyenlerin dostlarıyla vakit geçirdiği minik süslü köşkleriniz.

Hal böyle olunca günümüzde yapılan, çoğu estetikten uzak, direkler üzerine inşa edilen, içinde birkaç bitki bulunan cam-pvcden imal yapılara da kış bahçesi diyoruz. Kış Bahçesi deyince aklıma Osmanlının son dönemlerinde kullanılan Bahçe Köşkleri geliverdi nedense… Kavram olarak farklı olmalarına rağmen, bir nebze belki günümüzdeki kış bahçelerine örnek teşkil ederek, farklı tasarımlar oluşur mu diye biraz Bahçe Köşklerinden bahsetmek istiyorum.

Farklı mimari akımların etkisinden oluşmuş, çeşidi bol bu minik saraylar Prof. Dr. Nurhan Atasoya göre Osmanlının Çadır kültürünün bir uzantısıdır. Hatta Batıya da bu etkinin bir sonucu olarak yerleşmiş, daha sonra tekrar bize bahçe köşkü olarak geri gelmiştir. Özellikle 19. yyda ayak basan herkesin hayran kaldığı ve ünü gittikçe artan İstanbul ve Boğaziçi yamaçlarında kurulan yeni saray, kasır ve köşklerin bahçesinde sık sık kullanılmış. Bahçe içerisinde olanlar bahçe köşkü, denizi gören konumda olanlar Deniz Seyir köşkü olarak adlandırılmıştır. Bu köşklerin içinde olduğu gösterişli bahçeler, padişahların ve hane halkının en çok vakit geçirdikleri keyif mekanları haline dönüşmüştür.

Yeri ve konumuna göre dörtgen, altıgen, sekizgen veya dairesel olarak tasarlanmış. Geniş bir görüş açısı, ferahlık hissi için, binaya bitişik veya ayrı olarak direkler üzerine ahşap ya da kagir olarak inşa edilmişlerdir. Bahçe köşklerinin plan şemaları, boyutlarına göre değişkenlik gösterir. Eldem, tek bir mekandan oluşan köşkleri “tek elemanlı köşkler” olarak adlandırmaktadır. İçinde sedirler, selsebiller, fıskiyeli mermer havuzlar da bulunan bahçe köşklerinin üzerleri kiremit ya da kurşundan geniş saçaklı çatılarla örtülüdür. Barok özelliklerin yaygınlaşması ile çatılar kıvrımlı ve eğrisel biçimlerde inşa edilmiştir. (Eldem, 1976: 292; Eldem)

Etkilendikleri akıma paralel olarak süsleme ve bezemeler ile birer sanat eseri halinde dönüşmüşlerdir.

Tarihte keyif mekanları bu kadar estetik bir anlayışla tasarlanırken, günümüzdeki kış bahçeleri dediğimiz, belki de mekânsal manada yeterli olmadığı için oluşturduğumuz bu minik alanlarımızı biraz daha estetik kaygılarla yeniden tasarlanamaz mı? Ne dersiniz…

Yazılacak çizilecek o kadar şey var ki bu konuda… Ancak ciddi ve akademik bir çalışma olarak faydalanmak isteyenler için İdil Sürerin bu konudaki tez çalışması oldukça teferruatlı. İstanbulun Bahçe Köşklerini tek tek ele alarak güzel bir şekilde anlatmış.

Umarım bu minik yazı Kış Bahçelerini yeniden tasarlamak isteyen, estetik kaygısı olan tasarımlar için farklı bir pencere açılmasına vesile olur.

Her daim keyifli mekanlar oluşturan Peyzaj Mimarları için duyurulur.