Moda belli bir zaman diliminde öne çıkan giyim, sanat, mimari, makyaj, güzellik hatta davranış olarak bile toplum tarafından bir beğeniyi anlatmak için kullanılır. Her sahada olduğu gibi Peyzaj Mimarlığı mesleğinin de yıllara göre beğenileri, uygulamaları çeşitlilik gösterir. Bu konuda Türkiye’de trendleri belirleyen şehir ise İstanbul’dur. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan ama Türkiye’de birçok şehre proje hazırlamış bir peyzaj mimarı olarak, Peyzajın İstanbul’la birlikte Türkiye’deki zaman içindeki gelişiminden biraz bahsetmek istiyorum.

1998 – 2000 YILLARI ARASI PEYZAJ MODASI

En çok kullanılan taş kilit parke taşı, en sık kullandığımız bitkiler zakkum, dağ muşmulası, ardıç, ıhlamur. Bitkiler henüz yerli üretim. Çok fazla bitki tanımıyoruz. Parklar içinde düz veya kıvrımlı yollar üzerine cepler şeklinde oluşturulan banklı oturma alanları bol miktarda tasarımlarımızda yer alıyor. Suyu çok korkak kullanıyoruz. Paftada ezkaza su öğesine yer versek bile hemencecik proje sahibi tarafından yeşil alan veya çiçek parterine dönüştürülüyor. Henüz Türk motiflerini desen olarak kullanmaya başlamadık. Sadece gezelim, oturalım yeter modunda yapılan peyzaj projeleri çok da ses getiren tarzda işler değil. Parklara yollara diktiğimiz bitkiler, halkımızın balkonlarını veya bahçelerini süslüyor!!!

Kullandığımız fidanlar hep teneke saksılarda. Bu disiplini uygulama konusunda oldukça cimri davranıyor asgari müştereklerde birleşiyoruz. Toplum peyzajı yeni yeni duyuyor. Mesleki açıdan AutoCAD’de daire ve çizgi çizmeyi bilenler işe alınıyor. Herkes peyzaj mimarı ama ziraat mühendisleri ve orman mühendisleri pek bir popüler bu yıllarda. Peyzaj mimarı olarak bir çok proje çiziyorlar, uyguluyorlar. Bir peyzaj mimarı olarak iş bulmanız neredeyse imkansız.

2000 – 2005 YILLARI ARASI PEYZAJ MODASI

Bu tarihler arası artık taş döşemiyoruz. Çünkü taşların oynadığını, en ufacık bir darbeyle söküldüğünü fark ediyoruz. Başlıyoruz helikopter perdahlı betona. Tüm yollara projeye uygun olarak döşediğimiz seri kalıplar içerisine dökülen betondan yollarımız oluşmaya başlıyor. Gittikçe gelişen fidanlık sektörü sayesinde rengarenk çalılar bahçelerimizi süslüyor. Bu sıralarda çiçekli çalılar çok moda. Bol bol kullanıyoruz. Filbahriler, leylaklar, escolonyalar, hanımelleri, zakkum ve ardıcın yerini alıyor. Ağaçlar da çeşitlilik artıyor, süs erikleri, süs elmaları ve daha birçok ağaç türü devreye giriyor. Hiç modası geçmeyen Leylandiler sahneye çıkıyor. Dolaptaki siyah beyaz takım elbise misali o artık herkesin bildiği, bir ikoncan haline geliyor. Oturma ceplerine koyduğumuz bankların üzerine pergoleler tasarlıyoruz. Su öğesini korka korka doğal olmak kaydıyla parklarımızda bahçelerimizde ufak ufak kullanmaya başlıyoruz. Artık tasarımlarımızda biraz daha özgürüz, maddi olarak biraz daha cömert davranıyoruz. Peyzaj da toplum tarafından bilinen bir meslek haline geliyor. Ziraat ve orman mühendisleri yavaş yavaş elini eteğini çekiyorlar meslekten. Artık AutoCAD iyice yaygınlaşıyor. Photoshop devreye giriyor. Bazen nette gördüğümüz 3 boyutlu çalışmalara hele ki animasyonlara hayran hayran bakıyoruz.

2005 – 2010 YILLARI ARASI PEYZAJ MODASI

Bu yıllarda artık sektör hızlıca gelişmeye başlıyor. Zemin döşemesinde beton yollar kesişim noktalarında granit, bazalt küp taşlara dönüşüyor. Zeminde döşeme çeşitliliği artıyor. Traverten, andezit taşı da kullanılmaya başlıyor. Basında sosyal medyada izlediğimiz birçok büyük projelerde şelale şeklinde akan sular, rengarenk çiçekler, havada uçuşan kuşlar devreye giriyor. Artık su öğesi sadece bir köşede değil neredeyse tüm parkı bir baştan bir başa dolaşır hale geliyor. Bir önceki yıllarda diktiğimiz çalıları söküyoruz. Ağaç ve çiçek anlayışı yaygınlaşıyor. Yazın başka kışın başka çiçekler çevremizi süslüyor. Bahar müjdecisi soğanlı bitkiler devreye giriyor. Festivaller törenler, peyzaj artık turizm şekline dönüşüyor. Olan fotoğrafçılara oluyor bu arada. Eskiden stüdyolarında rahatça verilen damat gelin pozları artık birbirinden güzel peyzaj düzenlemeleri içinde verilmeye başlıyor. Zemindeki hareketlenme yerine dikeyde bir takım çalışmalara bırakıyor. Artık AutoCAD bilmeyen peyzaj mimarı iş bulamıyor. Photoshop ve 3D Max bilen ise tercih ediliyor. Peyzaj artık su ekmek gibi herkesçe tüketiliyor. Peyzaj mimarları mesleklerini yapmaya başlıyorlar.

2010 – 2016 YILLARI ARASI PEYZAJ MODASI

Özellikle bu dönemde artık, çevrede görmediğimiz Türk motifi desen kalmıyor. Her yeri nakış nakış işliyoruz. Bitki envanteri yönünden hızımızı alamıyor Paris’e değil belki ama İtalya veya Hollanda’ya gidip, bahçemiz için en güzel çiçekleri seçiyoruz. Döşemelerde artık düzgün kesilen taşlar yerine özel kesim taşlar kullanmaya başlıyoruz. Her yere podima taştan motifleri yerleştiriyoruz. Dikey bahçelerde çığır açıyoruz, ışıklar ledler paslanmazlar son zamanlarda kortenler kullanıyoruz. Korten dedim de 2016 yılı ve bundan sonraki yıllarda en çok kullanılacak malzeme ilan ediyorum. Kapı, çit, pano, duvar, zemin döşemesi her yerde kullanabileceğimiz bir malzeme korten. Paslanmaz diyerek bize yutturdukları ama nedense hep paslanan çelikler özellikle paslandırılmış korten çelikle yer değiştirecek. Ahşap deyip geçmiyoruz öyle, iroko, sapelli teak ağacından ahşaplar kullanıyoruz. Ferforje hayatımıza giriyor. Öyle büyük bahçelere çok para vermiyoruz, mini mini bahçeler minik cam kavanozlarda evimizin bir köşesini süslüyor. Artık pek bir nazlıyız. Butik işlere dönüşüyor tasarımlar. Öyle her işi yapmıyoruz. Projelerimizde normal çizimler yerini 3-D’lere, animasyonlara bırakıyor. 3 boyutunu görmeden hiçbir projeyi kabul etmiyoruz. Herkesin peyzaj mimarı olduğu günler geride kalıyor. İş artık işin ehline veriliyor. Artık autoCAD, 3D Photoshop bile işe alım için yeterli olmuyor. Lumion giriyor hayatımıza, 3D Max’i bir kalemde siliyoruz. Animasyon ve pinteresti(!!!) bilmeyeni işe almıyoruz. Artık meslek dışında kimsecikler gıgını çıkarıp peyzaj mimarıyım diyemiyor. Yaptığımız çalışmalarla yurtiçi ve yurt dışında da ses getiriyoruz. ‘Bizim ne eksiğimiz var’ deyip çılgın projelere imza atıyoruz. Başarıyoruz da… Peyzajın sadece bir meslek disiplini değil yaşam tarzı olduğunu anlıyoruz.

(Açıklama için ‘’Peyzaj Her Yerde’’ yazımı okumanızı tavsiye ederim; Plant Dergisi, sayı 16, sayfa 186)

Anlamını bile bilmediğimiz Peyzaj Mimarlığının bugün geldiği nokta hiç küçümsenmeyecek bir gelişim göstererek biz meslekte olanları mutlu etmiştir. Yazdığım tarihlerde mesleği icra eden bir Peyzaj Mimarı olarak yeni mesleğe başlayanlara yaşadığımız gelişimsel süreci biraz olsun anlatmak istedim. Bu yazımda çok fazla görsel kullanmadım, biraz hayal gücünüzü kullanıp geçmiş yılları hayal etmeniz daha doğru olur diye düşündüm.

Yaptığımız güzel çalışmalarla mesleğimizi daha güzel noktalara taşımak ümidiyle.